MARC JACOBS

marc_jacobs_1

MARC JACOBS’ın imrenilen kıyafetleri, öncü/üstün reklamları, ön sıralardaki stil öncüsü tarzı tahtında tutunmasını sağlıyor.

Marc Jacobs, Upper West Side Boutique, Charivari’de mağazacılık yapmaya başladığında sadece 16 yaşındaydı. Burası, onu öğrenciyken Parsons the New School for Design’a başvurmaya cesaretlendiren  ve bu konuda akıl veren tasarımcı Perry Ellis’le tanıştığı yerdi. 8 yıl sonra Jacobs Perry Ellis’e korkunç grunge koleksiyonunu tanıttı. Aynı zamanda Jacobs’un sattığı ilk parça Charivari’deydi. (Parsons’tayken tasarladığı, popülarite olarak “ilk büyük çıkışım” diye nitelendirdiği, orijinal örneklerini babaannesinin yaptığı, büyük boy el örgüsü kazak.)

Bugün Marc Jacobs dünyanın en çok tanınan ve en yakından takip edilen, kendi imzasını taşıyan bir markaya sahip olan ve Fransız lüks markası Louis Vitton’u taşıyan tasarımcılarından biri. Ama o, onun başarısını çoğaltmak isteyenlere karşı tavsiyelerde bulunmaktan uzak duruyor. “Ben tavsiye kelimesinden nefret ederim” diyor. “Bu matematiksel bir durum değil, deneyimlerimi paylaşmaktan mutluyum ama herkesin farklıbir yolu vardır” diye ekliyor.   

Modayla ilgilenmeye ilk olarak ne zaman başladınız?

Marc Jacobs: Kendimi bildiğim kadarıyla modayla ilgiliydim. Eskiden Sleepaway Camp’lere giderdim. Bana getirmemiz gerekenler listesi verildiğinde, mutlaka kendimden de bir şeyler eklerdim. Örneğin chinos gerektiğinde, onları elle boyamak isterdim. Hatta o zamandan beri kıyafeti bir tür kendini ifade etme yolu, bir tür tiyatro olarak görürdüm. Ayrıca Cadılar Bayramı konseptine uygun kıyafetler yapmaya ve bunun gibi şeylere de çok düşkündüm. Ve sanırım, böylece modayı günlük yaşantıma, gerçekliklere kattığım bir fantazi olarak gördüm. Gençken gerçekten istediğim şeylere yapmaya yetecek param yoktu, ama bu bir sorun değildi. Bu beni daha becerikli olmaya itti. Bir üniforma mağazasına gider, klima tamircisi kıyafeti alır, onu özelleştiririm, marangoz pantolonu alırım değiştiririm bu şekilde istediğim görünümü elde edebilirim. 16 yaşımdan beri moda tasarımcısı olmak istediğimi biliyordum, Perry Ellis’le Chavari’de tanıştığımda ona bu tutkumdan bahsettim ve eğer ciddi isem Parsons’a gitmemi söyledi, ve öyle de oldu.

Tasarımda hedefleri olan biri için tasarım okulunun önemi var mıdır sizce?

Marc Jacobs: Eğitim almanın yanlış bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Eğitim almadığı halde başarılı olan pek çok tasarımcı var. Fakat ilk işinizde tavsiye edilmeniz, önerilmeniz için eğitim almanız iyi olabilir. Bu önünüze çıkacak kapılarda emin adımlarla yürümeniz için size yardımcı olacaktır. Üst düzey showlara hazırladığım büyük beden kazakları Chavari’nin sahiplerinden biri çok sevmiş ve onları mağazalarında satiıp satamayacağını sordu.

Tasarımda hedefleri olan biri için tasarım okulunun önemi var mıdır sizce?

Marc Jacobs: Eğitim almanın yanlış bir tarafı olduğunu düşünmüyorum. Eğitim almadığı halde başarılı olan pek çok tasarımcı var. Fakat ilk işinizde tavsiye edilmeniz, önerilmeniz için eğitim almanız iyi olabilir. Bu önünüze çıkacak kapılarda emin adımlarla yürümeniz için size yardımcı olacaktır. Üst düzey showlara hazırladığım büyük beden kazakları Chavari’nin sahiplerinden biri çok sevmiş ve onları mağazalarında satiıp satamayacağını sordu. Ardından NY Times’tan Sreet Style köşesi için bu kazakları giyen kadınların fotoğraflarını çektiler. Ve insanlar “Marc Jacobs” da kim diye sormaya başladılar. İşte bu benim için bir çeşit başlangıç oldu. 21 yaşındaydım ve bu bana satılabilir bir şeyler ürettiğimi gösterdi. Bu bende benim hissettiğim bir şeyi başkasının da hissedebileceği duygusunu uyandırdı. Bunun için size inanan birilerinin olması yeterli. Sonra eğer bunu bir kazakla yapabildiysem, küçük bir koleksiyonla da yapabilirim diye düşündüm. Sonra da işler gelişti.

Tasarımlarınızda yabancıları görmek artık rutin olmaya başlamıştır sizin için. Hala heyecan verici mi?

Marc Jacobs: Hem de nasıl! Benim için büyük bir iltifat bu. Benim yaptığım şeyin bir kopyasını görmek, ya da ilham alındığını görmek bir ödüllendirici bir duygu. Çünkü benim yaptığım şeyin asıl nedeni bu. Moda da devrim yaratmak değildi benim arzum, üzede sergilenecek kıyafetler yapmak değil. Fakat insanların benim yarattığım, ürettiğim şeylerden zevk almasını onları kullandıklarını görmeyi istiyorum.

Şu andaki işiniz nedir?

Marc Jacobs: Aslında şuan 2 işim var. Biri kendi markam için çalışmak, diğeri de Louis Vuitton için. Ama iki marka içinde de konumum aynı. Yaratıcı insanların, kalıp üreticilerinin, satış elemanlarının vs. olduğu çok büyük bir ekibin parçasıyım kısaca. Yazılı ve görsel olarak, ayakkabıda, çantada, parfümde her çeşit şeyde çalışıyoruz. Ama hep aynı süreç: bir yaratıcı fikirle yola çıkıp, renklerle, malzemelerle çalışıyoruz, duyarlılık ve ruhla bu üçgeni birleştirip kontrol edip düzeltiyoruz.

Fikirler ilk etapta nereden geliyor?

Marc Jacobs: Her yerde.. Herhangi bir yerde.. Benden veya sokakta gördüğüm insanlardan geliyor, bazen izlediğim bir filmden veya basitçe o gün üşüdüğüm için bir kazağa ihtiyacımolduğunu düşündüğüm zaman geliyor.

Bu kadar farklı alanlarda çalışmak rekabeti getiriyor mu beraberinde?

Evet, ama burada sadece ben yokum, bir grup insan var. Bence şirket olarak en harika olduğumuzu düşündüğüm şey bu. İş partnerim Robert Duffy ile insanların gerçekten kendilerini rahatça ifade edebileceği bir çalışma ortamı yarattığımızı düşünüyorum. Gözümüzün herkesin üzerinde olduğu, totaliter diktatör bir çalışma şeklimiz yok. Ve insanlar benim onlara ne yapmaları gerektiğini söylememi beklemiyorlar. Herkes işini yapıyor. Ben de öyle diyorum. Burada işimizi yaparız, ekleriz, düzeltiriz, belki işleri halkla buluşturan şey bu.

 

kaynak: Teenvogue

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>