HAFTA SONU: MİLANO MOLASI

Untitled-34

ARALIK ayının tam ortasında, kışın en ışıltılı zamanlarda Milano’ya gitme fırsatı yakalayan şanslı insanlardanım!
Geçtiğimiz hafta sonu, İstanbuldan 2 saatlik bir uçuş sonrası, havalimanından 1 saat bir yolculukla, sonunda Milano’ya vardığımda, ilk durağımız, muhteşem kahveleri ile ünlü Bar Castelle’ydi. -4 derece soğukta, ardarda 2 espresso sonrası, muhteşem bir yemek ve ardından Dom klisesine 50 mt. olan muhteşem otelimiz Park Hyatt Milan‘a geldik. Yarısından fazlası muhteşem bir banyodan oluşan otel odası beni harikalar diyarında hissettirdi.

Bol bol yemeli, içmeli Milano gezimin, tabi ki en çekici yanı, dünyaca ünlü mağazalarıydı. İlk durağım olan, Milano’nun en popüler shopping mall’u olan La Rinacente’de adeta kayboldum. Gucciler, Paradalar, Acneler, Jimy Choo’lar, Balenciaga’lar bildiğin en rüya tadında markalar, inanılmaz tasarımlar buradaydı. Saatlerce çıkamadım. Bir de tüm vitrinlerde olan yılbaşı coşkusu bu moda rüyasının içinde biraz da çıldırmama sebep oldu.

La Rinacente’den sonra Tiffany.co’nun kocaman mağazasında güzel rüyam devam etti. Özellikle ilk katındaki muhteşem aksesuarlar gözlerimi kamaştırdı.

Ve Milano’daki o kadar lüks mağazanın arasında, vitrini, tarzı, ismi ve logosuyla en çok etkileyen mağaza, şapka cenneti Borsalino’ydu. Şıklık, yaşanmışlık, saatlerce bakabileceğin tarzda hikayesi olan vitrini ile Borsalino sanat eseri gibiydi.

Ve Dünya’nın hangi şehrine gidersen git mutlaka görmen gereken, mağazadan çok bir gece klübüne benzeyen, Aber Crombie’de en az 2 saat geçirdim. Muhteşem kokan ve etrafta 10’larca çok güzel insanın!!! bulunduğu mağazadan 2 sweat, 3 t-shirte 500 euro verip çıktım. Otel odasına geldiğimde, o kıyafetlerin ışıkların altında 100 kat güzel göründüğü gerçeği ile karşılaştım:(


Kiko, Milano Make Up diye geçen bu küçük ama rengarenk kozmetik markasından her ülkeye lazım. Türkiye’nin Flormarı gibi olan markanın ürünleri rengarenk ve gerçekten kaliteli. 2013’ün en moda renkleri olan zümrüt yeşili, mor, gold koyu kahve ojelerden renk renk aldım:) En çokda bu ojeleri sevdim:)

Son geceyi Klise’nin aforoz edilmesinden sonra gece klübüne çevrilen, Gatto Pardo’da bitirdim. Pina Colada’ları harikaydı. Geri kalan her şeyse, bildiğin İstanbul’daki Anjelique… Çok farklı bir deneyim olduğunu söyliyemeyeceğim ama mimarisi harikaydı.

Tags

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>