VE GOSSIP GIRL BITER

gossip-girl-season-1-page-6-images-1

BİR EFSANE DE BÖYLE BİTER…
TOPLAM 6 yıl süren dizinin ilk bölümünü izlediğim günü dün gibi hatırlıyorum. Son bölümünü ise izlemek için bugünü seçtim. Evet! bu dizinin ciddi sevenlerinden biri olarak baya geç kaldım! Sanırım hayatın içine girmek, sevdiğin şeylere daha az vakit ayırabilmek, aslında BÜYÜMEK bu oluyor. İşte bu dizinin birçokları için önemi de burada başlar, bir dönemi yetişkinliğe uğurlarken, modayla, şehir yaşamıyla, hayallerle tanıştıran proje. Tamamen sabun köpüğü konulardan oluşsa da ve hatta çoğu zaman fazla sığ olarak görülse de, modayla, renkle ve aşkla dolu geçen Gossip Girl’ün kızları bu kadar içine çekmesi hiç şaşırtıcı değil.

Kristen Bell’in muhteşem sesiyle hayat bulan Gossip Girl’ün ana hikayesi, görkemli bir hayat tarzı olan (bildiğin hayal gibi) Newyork’un doğu yakasında yaşayan bir grup gencin etrafında döner. Dizinin asıl çekici fikri ise, daha bu kadar blog ve dedikodu sitesi kurulmadan önce senaryonun temelini oluşturan gossipgirl adlı sitede bu gençlerin hayatları ile ilgili dedikoduların yayınlanmasıdır. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte sürekli yenilenen ve gelişen dizinin dünyanın birçok ülkesinden farklı gençleri, apayrı bir kültürle yakalamasının temel üç nedeni ise: İnternet, Moda ve Aşk. Yani her yerde, her kültürde, her sınıfta tadı aynı olan 3 kavram. Dizinin yaratıcıları Josh Schwartz ve Stephanie Savage’ e göre dizinin bu kadar popüler olmasının nedeni doğallık olsa da bunun sadece Manhattan’da yaşayanlar için olduğunu düşünüyorum. Yoksa Türkiye için bir saatte organize edilen harika partiler, canı sıkıldığında Paris’e kaçmalar, bir gün önce aşık olduğun kişi tarafından terk edilince ertesi gün en yakın arkadaşı ile takılmalar, moralin bozuk olduğunda yüzbinlerce dolarlık alışverişler falan pek de doğal ve hayatın içinden değil!

Neredeyse gitmeden Newyork’u buram buram yaşatan Gossip Girl’ü üst üste 5 bölüm izleyince, Nişantaşı’nı Manhattan sandığım, hiç bir elbiseyi beğenmediğim, bir ayda onlarca Waldorf tarzı saç bantı aldığım olmuştur. Bu dizinin biraz da zorlayan etkileridir. Bir de sevgiliden ayrıldığın dönemde bu diziyi izlediysen, çok fazla depresyona girmenin pek de manalı olmadığını, gençliğin pırrr diye uçup gidebileceğini hissettiğin günler olmuştur. Bu da dizinin kolaylaştırıcı etkileridir.

Dizinin birinci sezonu, sürekli kaçıp giden uzun bacaklı seksi sarışın Serena’nın (Blake Lively) şehre dönüşü ile başlar. Ki senaristler onu satranç oyununun ana kraliçesi olarak tanımlar. Sonrasında yalnız çocuk Dan Huphrey’in sahneye girmesi ve 6 sezon devam edecek büyük aşkın başlaması ile devam eder. Diğer tarafta Blair Waldorf ve yakışıklılığa ile olay olan Nate Archibald vardır. Aynı zamanda Blair ve Serena en yakın arkadaşlardı(ama ne arkadaş) Serena Blair’in aşkı Nate’i elinden almıştır(bir geceliğine). Büyük arkadaşlık bitmiştir ama bir anda barışıverirler. Dizinin en kült karakteri olan Chuck Bass ise saf kötülük olarak tanımlanır. Blair’le yaşanan Limuzin arkası gecesinden sonra tüm işler değişir. Artık GG efsanesinde Blair ve Chuck gerçeği vardır. Sonraki sezonlar ise bu ana karakterlerin sürekli sevgili değiştirmesi, Blair’in Serena’yla barışıp, barışıp küsmesi ile devam eder. Baya basit baya sığ. Ama tamamen şehirli ve tamamen moda dolu!

MODA, MODA, MODA filmin moda direktörü, Eric Bana ve dünyanın tüm tasarımcıları sağolsun, son 6 yılda görebileceğimiz tüm moda akımlarını, en güzel elbiseleri, aksesuarları ve saç modellerini gördük. Gossip Girl’ün dünyaya bir katkısı varsa o da modadır.

Serena’nın annesinin düğününde giydiği harika elbise twitterda trend topic olmuştur! Blair’in prenses tarzı her sezon daha da elitleşmiş, giydiği elbiseler literatürlere geçmiştir. Serena’nın dağınık havası ve bohochic tarzı muhteşem yürüyüşü ile birleşmiş, özellikle metalik kısa etekleri rüyalara girmiştir.
Özellikle ilk iki sezonunda Gossip Girl dizisi hayatımıza kolej modası trendini getirmiş, armalı ceketler diz üstü çoraplar trend olmuştur. Diz üstüne çıkan düz tabanlı çizmelerse aslında Bihter çizmesi değil bildiğin Serena çizmesidir! Trendleri önceden belirleyen Gossip Girl’e vedanın en zor yanı işte budur!

Son bölümünde Gossip Girl’ün kim olduğunun ortaya çıkması ile bitirilen dizideki Gossip Girl karakteri Dan Humphrey’dir. Nedenine gelince büyülü hayata herkes girmek ister. Ne kadar red edersen et, istersin. Ve zekası ile ön plana çıkan Dan, bunun yolunu Gossip Girl sitesini kurmakta bulur. Sonunda yalnız çocuk ana kraliçeyi kapar. Masal biter…
Bu dizinin bitişi ile ana karakterlerde, izleyenlerde yetişkinliğe ve gerçek hayata kocaman bir HELLO dedi… Aslında özet budur. Her nerdeysek ve ne yapıyorsak şu anda iki saat içerisinde uyuyacağız, sabah Pazartesi! Onca trafik vs çekip, kaosun yıldızı İstanbul’da işlerimize gideceğiz. Gün içerisinde ara ara hayaller kuracağız, aralarda strese gireceğiz… Sonra bir ara mola verip, hafta sonu ne giysem diyeceğiz, sonra hafta sonuna daha çok zaman olduğunu düşünüp biraz üzüleceğiz. Akaşama doğru belki bizi bir kahve kokusu gülümseticek, belkide sevgiliden gelen bir mesaj. Sonra yine trafik… Ama umutlarımız yetişkinde olsak, ergende olsak her zaman devam edecek. Bir dizi biticek yerine yenisi gelicek ama gerçek her zaman şu olacak ki “sadece kendi hikayenin yıldızısın!”
“You know, You Love Me”
XOXO GOSSIP GIRL!

2 Yorum

  • Ece diyor ki:

    Canım çok içten bir yazı olmuş hatta son paragrafta gözlerim doldu desem abartmam. Kesinlikle dizinin kattıkları doğru bir bakmışsın gençlik gitmiş. Yorumumu Eleanor Waldorf’un eski bir modaciısının sözüyle noktalamak istiyorum ‘Yanımda imkansızı isteyen insanları istiyorum.’
    You know, you love me
    xoxo

    • Simla diyor ki:

      Sevgili Ece! Aynen öyle fazla önemsemekle, aslında çok da önemli değilmiş arasında her şey! Öperim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>