Reklam Ajanslarında İşe Başlamak

Untitled-3

İnstagram ve mail yolu ile “Reklam ajansları’na nasıl başlanır?” ile ilgili bir çok soru alıyorum. Bu Dünya’yı açıklamak bir yazı ile anlatılması çok zor bu yüzden iş hayatına dair notlarımı her Pazartesi farklı konu başlıkları ile paylaşacağım!
Reklam Ajansı’nda kariyer yapmaya karar verdin ve muhtemelen nereden başlayacağını bilmiyorsun. Kariyer.net ilanlarına bakıp en az 3, 5 yıl deneyim arandığını görüyor ve peki ben?! diye iç geçiriyor olabilirsin. Umutsuzluğua kapılma! Aynı yollardan bende geçtim. Eğer içinde bu işte iyi olacağına dair bir his var ve asla yılmam diyorsan, sonuna kadar gitmeni öneririm. Öncelikle kabul etmelisin ki, bu işin ilk zamanlarında maddi beklentilerini unutacaksın. Çünkü genelde ajanslar bu işte deneyimi olmayanları sadece staj aşamasından başlatıyorlar. Ve bu aşama tahmininden uzun sürebiliyor. Ben neredeyse 6 ay boyunca hiç ücret almadan çalıştım. Çok bunaldığım ve zorlandığım günler olsa da dayandım. Tabi bu staj aşamasını ücretli çalışandan daha çok çalışarak ve çabalayarak geçirmelisin ki, ajanstaki ömrün stajerlikten ibaret olmasın:) Staj için ajansların İK bölümüne CV’ini bıkmadan usanmadan göndermeni öneririm. Bir gün mutlaka bir tanesi olumlu dönecektir. Leo Burnett, Grey Worldwide, Gram İstanbul(Benim Çalıştığım Ajans), Alameti Farika, Marka, Lowe, Man Ajans JWT, Yorum Publicis, Labarba, Konsept, TBWA başvurabileceğin büyük ajanslar arasında. Eğer ajans sektöründe kariyer yapmış bir tanıdığın varsa ilk adım aşamasında işler senin için biraz daha kolay! Ama ajans sahibi amcan dahi olsa, eğer bu işte iyi değilsen ve enerjin düşükse çalışman mümkün değil. Maalesef bu Dünya fazla acımasız olabiliyor.
Gelelim ajans kariyerine hangi bölümde başlıyacaksın? Bir reklam ajansında kreatif, strateji ve müşteri ilişkileri olmak üzere 3 ana departman ve her departmanın altında farklı beklentileri karşılayan iş tanımları vardır. Ben kariyerime müşteri ilişkileri ile başladım ve şimdi hem müşteri ilişkileri hem de proje direktörü olarak devam ediyorum. Peki hangi departmanda olman gerektiğine nasıl karar vereceksin? Bu soruya oturduğum yerden cevap vermem fazla cesurca olur ama çok basit şekli ile bir şeyler söyleyebilirim. Yazıp, çizmeye ve yeni fikirler üretmeye aşırı meraklıysan, sanatçı ruhum tavan benim diyorsan, kreatif departmanı öneririm. İletişimci ruhuma dem vuramıyorum, fazla araştırmacı, titiz ve planlıyımdır diyorsan, müşteri ilişkilerinden başlayabilirsin. Müşteri ilişkileri ve strateji departmanları arasındaki geçiş daha esnek olduğu için bu iki departman arasındaki kararı yaşayarak vermeni öneririm.
Tüm bu minik bilgilerin dışında bence Reklamcı olmanın ilk adımı aslında tamamen sende başlıyor. Gözünü ve ruhunu hep açık tutman, bu işle ilgili kitaplar okuman, toplumsal olaylara duyarlı olman, film izlemen ve Dünya’ya başka bir taraftan bakman. Çünkü iletişimci olmak önce etrafını ve onların davranışlarını iyi anlayabilmekten geçiyor. Sürekli ilham almaksa işin en eğlenceli kısmı. Dergi, gazete, arşivler hepsi senin:) İngilizcen varsa (yoksa muhakkak öğrenmelisin) Paul Arden’in kitaplarını okumanı öneririm. Başarılı reklam kampanyalarına ve reklamcı bakış açısına dair ilham verici ve çok kolay okunan kitapları var. Benim başucumda her zaman bir Paul Arden kitabı vardır. En son okuduğumsa ” IT’S NOT HOW GOOD YOU ARE, IT’S HOW GOOD YOU WANT TO BE” … Başlangıçla ilgili benim sana söyleyeceklerim bu kadar, gerisi tamamen sende! Belki anlattıklarımdan daha iyi bir yolu sen bulursun:)

P.S. Çalışırken etrafımda kırmızı bir şeyler görmek bana enerji veriyor. Reklam kampanyalarında da en dikkat çeken renklerden birinin Kırmızı olduğunu ayrıca ekleyeyim.

Sevgiler!

47b2058769fe9f6a08896ec0cbd16e9a

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>