FOODIE!

IMG_3730

Selam!

Kısa seyahatim bitti:) Ben yine evime döndüm. Toplantı iyi geçti. Harika geçmesini umardım ama bazen sadece iyilerle de yetinmek zorunda kalabiliyorsun. İtalya’da hava yaza hazırlık yapıyordu ve işte evet hava harikaydı. Neredeyse yazlık kıyafetlerin provasını yaptım diyebilirim.

Bu iki gün bol bol yemek yemekle geçti. Milano zaten çokca geldiğim bir şehir olduğu için yemek yemeye bolca vakit ayırdım diyebilirim. Bu bana dönüşte tam 2 kiloya mal oldu. Tam bir karbonhidrat ve tatlı cennetinin ortasında başka ne yababilirdim ki?

“Ay çok yiyorum ama kilo almıyorum.” kadınlarından değilim ben. Dikkat etmediğim dönemde bildiğiniz hemen kilo alabiliyorum. Bu yüzden bu hafta benim için kalorisi az lezzeti düşük gıdalarla geçecek. Ne zaman bir, iki kilo alsam kendimi akışına bırakmak yerine durumu anında kontrol altına alırım. Böyle zamanlarda, bol su ve hafif bir kahvaltı ile güne başlar, öğle yemeğini ise biraz daha protein ağırlıklı yaparım. Akşam ise meyve salatası, yoğurt ya da minik bir sandviç ile geçer. Bir hafta da eski formuma kavuşurum. Bu kilo, güzellik vb… işlerde duruma anında el koyarsak, battı balık yan gider psikolojisine asla girmemenizi öneririm.

Hafif bir Pazartesi’ye uyanmadan önce sizlerle Milano’da favori restoran ve cafelerimi paylaşmak istedim. Yummy!

Savini: Bir Milano klasiği! Savini’de akşam yemeği yemesenizde, mutlaka bir şeyler için derim. Orada içecek bir şey sipariş ettiğinizde yanında size ikram edilen harika atıştırmalıklar tam bir yemek öncesi aparatifi oluyor. Ayrıca “Galleria Vittorio Emanuele” nin ihtişamlı havasının ortasında kendinizi 60’lı yıllarda bir film karesinde gibi hissediyorsunuz: “Sebastian sütlü çayımı getir lütfen…”

Jump Navigli: Milano’nun yazlık havasındaki ve kanalın kenarında bir çok restoran, cafenin olduğu bölge Navigli. Bir dahaki gidişimde Navigli’de kalmayı planlıyorum hatta. Burada daha önce bir çok restorana gittim ama bir numarası Jump diyebilirim. Pizzası ve Milano usulü meşhur safranlı risottosu mükemmel! Yanında tabi ki İtalya denilince akla ilk gelen içecek Spritz içmelisiniz.

Gucci Cafe: Modanın başkentinde olunca, lüks markaların cafelerinde, her tarafta markanın ruhunun hissedildiği mekanlarda zaman geçirmeden dönmek olmaz. Gucci dokulu menümden cappucino ve tiramisu sipariş ettim. Tiramsuyu en bol kahveli yapan yer diyebilirim.

Del Drago: Duomo’da “La Rinacente” nin arka kapısından çıkınca göreceğiniz bu restoranın ismi “En Lezzetli” olmalıydı. Bu şehre ilk gelişimde arkadaşımla tesadüfen bulmuştuk burayı ve her gidişimde giderim, gideceğim. Daha iyi mozeralla ve deniz ürünlü spagettiyi başka bir yerde yiyeceğinizi sanmıyorum.

Rinacente: Alışveriş için çılgın zamanlar geçirdikten sonra, Rinacente’nin food marketini gezin ve en tepedeki roof bar’da Duomo’ya karşı Prosecco ve yeşil zeytinlerinizi yiyin. Her taraf bembeyaz, modunuzsa “Carpe Diem” olacak.

Yemek, içmek şahane! Ödül gibi gördüğünüz zamanlarda kalsınlar tamam mı?

IMG_3740Ne Giydim?

Elbise: Other Stories/ Botlar: Balenciaga/ Çanta: Proenza Schouler

Sizi Seviyorum!

 

IMG_3721

IMG_3742
IMG_3736

 

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>