ÇALIŞMA MASASI: AJANSTA BİR GÜN

SAMSUNG CAMERA PICTURES

Selam,
Bana gelen sorularınıza yönelik postlar hazırlayacağımdan bahsetmiştim. Sizden sık sık ajans hayatına merakınız ve işin daha detaylarından bahsetmemle ilgili mailler alıyorum. Bunu sizlere bir post ya da bir mail cevabı ile anlatmam imkansız. Bir de işin içine herkese göre değişen bakış açısı faktörü girince işler iyice karışıyor. Günlük hayatımdan parçaları anlatırsam biraz daha gözünüzde canlanır diye düşünüyorum.
Tamamen bir reklamcı gözüyle geçtiğimiz haftadan sıradan bir günü paylaşıyorum.
Sabah 8:00- Klasik bir günü başlatıyorum. Üzerime rahat bir şeyler giyiyorum. Bizde kıyafet kuralları pek yok. Zaten bu işi seçmemin hatırı saylır nedenlerinden biri kıyafetlerimde özgür olabilmem. Oley!
Sabah 10:00- Ajanstayım! Ajansta çalışıyor olmanın iyi yanlarından biri işe giriş saatlerinde biraz daha esnek davranabilirsin.
Gelen mailleri okumak ve cevaplamakla(ki bunlar en az 30-40 tanedir.) güne devam ediyorum. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan öğle yemeği saati geliyor. Geçtiğimiz hafta şanslıydım ve öğle saatlerinleri toplantım yoktu. Bu yüzden yemeğimi tam saatinde yiyebildim. Hatta üstüne kahve sohbetleri bile ettim. Bir reklam ajansında çalışıyorsan, koşullardan bağımsız herhangi bir saatte toplantın olabilir. Bu yüzden, öğle yemeğini öğle saatlerinde yiyebiliyor olmak genelde lükstür:)
Öğle yemeğinin ardından ajansa geri dönüyorum. Herkes sabah mahmurluğunu üstünden atmış. Çalışma moduna tam anlamı ile girmiş. Ve ajansta sırayla brief toplantıları başlıyor.
O ne? dediğinizi biliyorum!
Brief: Çalıştığınız markaların sizden istediği herhangi bir kampanya, reklam filmi, dijital fikir ya da en basit şekli ile bir broşür isteğinin ajanslardaki yaratıcı ekibe aktarılmasıdır. Bence işin en önemli aşamasıdır. Ufakken oynadığımız kulaktan kulağa oyunu var ya işte aynı o oyun gibi kolay gözüken ama aslında çok zor olan kısım. Size şöyle söyliyim ya da yazayım:) Ajansta işlerin özeti kulaktan kulağa oyunudur. Oyunu iyi oynayan kazanır. Bu yüzden benim için brief yazmak ve herhangi bir işteki gerçek beklentiyi anlamak işin en önemli kısmıdır. İnsanları anlamaya yeteneğiniz ve ondan da öte tahammülünüz varsa reklamcı olmak size mutluluk verebilir. Ama ben kimseyi çekemem modundaysanız pek de bulaşmayın derim. Çünkü, standart bir iş aktarım(brief) toplantısında bile ufak&tefek tartışmalar, anlaşmazlıklar yaşayabilirsiniz. İşe yeni başladığımda bunlara çok takılırken, artık bu işin dinamiği olarak görüyorum. İş yüzünden ciddi ciddi tartıştığım bir arkadaşımla beş dakika sonra güle oynaya kahve içebiliyorum. İş aktarım toplantıları en az 3,5 tane yapıldıktan sonra bir bakmışsınız saat ilerlemiş ve akşam olmuş. Ama tüm bunlar olurken, hayat durmamış ve yeni mailler, yeni toplantı davetleri, yeni sunumlar ve daha bir çoğu gelmiş. Akşam saati olması bir şeyi değiştirir mi? Hayır! Şimdi zaman onlara odaklanma zamanıdır.
Giriş saatlerinin esnekliğinin sebebini söylemeyi unutmuşum! Çıkış saatlerinin daha fazla olan esnekliği.
Ve kim bana kızarsa kızsın, reklamcı olmanın üniversitede okuduğunuz bölümle falan alakası yoktur!
Esnekliği seviyorsanız:), iletişim kaoslarına karşı güçlü durabilecekseniz, ve hepsinden ötesi bu işi bir iş değil hayat şekli gibi görebilecekseniz. Hiç durmayın! GO GIRL!

* Çalışma masası bölümünde iş hayatı notlarım daha spesifik konularla devam edecek.
Sizi seviyorum!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>