#HİKAYEMEORTAKOL: SINIF FARKI MI?

1

Selam!
Bir çoğunuzun sürekli bir şeylerin arkasına sığındığına ve çoğu zaman bahaneler bulduğunuza eminim. Hatta çoğunuz halen şanssız olduğunuza inanıyorsunuz. O veya bu sebepten şanssız. Ve olmazlıkların sebeplerini çoğu zaman hayatınızdaki başka olmazlarla ve onları da başkalarına bağlıyorsunuz. Bağlıyorum.
Bir insanın hayatındaki istemediği durumu yaşamak nasıl olurda bir başkasına bağlı olabilir?
Çoğumuz sınıf farklarına takılmış yaşayıp, gidiyoruz. Tüm çabalarımızın sonu belirli bir sınıfın mensubu olmaya ve genelde yükselmeye doğru gidiyor. İnstagramda insanlar görüyorum. Bildiğin sınıf yarışındalar.
Sen de belki evinde ya da okulda, ayy ben ne şanssızım diyorsun.
Belki zengin olmadığını,
Bazen ailenin destekleyici olmadığını,
Okuduğun okulun o kadar da iyi olmadığını düşünüyorsun.
Neyse ki Dünya bu kadar gelişirken, sadece teknoloji konusunda gelişmedi. Fikren de değişti. Dünya esnedi. Sınıf farkları ve sınıfını dert edenler komik duruma düştü. Eskiden filmlere, dizilere konu olan bu saçma hikayeler artık olmamaya başladı.
Bir ceo kızı ile memur kızı kanka olabiliyor.
Arkadaşımın çalıştığı pek büyük ajansın yöneticilerinden birinin babası otobüs şöförü. Ve halen de öyle!
Aslında yeni Dünya bazı açılardan harika!
Çünkü; Çizgiler kendin dışı faktörler konusunda incelmiş.
Kendinle ilgili konularda ise kalınlaşmış.
Bu anlattıklarımı bir hikayeyle taçlandırayım.
Geçen sene yaz dönemi için iki stajer aldık. Biri Amerika’da henüz masterını bitirmiş ve ailesi de çok iyi şirketlerin üst düzeyinde. Tabi ki sadece bu sebepten işe alınmadı. Çok sempatik ve enerjisi de iyiydi. Diğeri ise şehir dışı bir üniversiteden henüz mezun, daha sakin ve mütevazi bir ailenin kızı. Öteki gibi ışıl ışıl değil halleri. İkisi aynı anda staja başladı. Kızlardan bahsederken isimlerini Sakin ve Işıltılı olarak kodlayacağım.
Sakin biraz daha tedbirli, her şeye atlamıyor ama olması gereken yerleri de bir şekilde öngörerek, orada oluyor. Ve işin içine kendi başlangıç görev seviyesi sorumluluğunda dahil oluyor. Yapması gerekenin hakkını verererek, yapıyor. Yardımcı oluyor. Yardımcı olma seviyesini ise gün geçtikçe artırıyor.
Işıl ışıl biraz fazla atlak. Mesela detaylı bir evrak işi varsa kendini oraya layık görmüyor. Ama kampanya konuşmaları ve kritik karar aşamalarında aşırı bir özgüvenle ortalara atılıveriyor. Kendini bir çok aşamayı kat etmiş sayıyor. Gözü yükseklerde. Sadece en önemli kısımlarda fikrini beyan edebileceğini düşünüyor. Mesela araştırma raporu hazırlamak gibi daha detay bir iş var. Onu sakin yapıyor. Saatlerce uğraşıyor. Işıltılı o zamanlarda genelde ya facebookda ya da eşsiz reklam fikirlerini birilerine anlatıyor.
Zamanla, ışıltılıyı kimse dinlemiyor. Bazen dalga geçiyor. Sakin bildiğiniz gibi sakin. Işıltılı bildiğiniz gibi fazla konuşuyor.
Bu sene,
Sakin hala bizimle ve ışıl, ışıl parlamaya başladı bu aralar.
Sizce burada şanslı olan kim?
Kendine her türlü imkan sunulmuş olan ama bir şekilde gerçeklerden uzaklaştırılmış Işıltılı mı?
Yoksa normal standartlarda yetişmiş ama ne zaman, ne alacağının farkındalığında yetişmiş Sakin mi?

Bazen şans da, sınıf vb salakça kıstaslar da, başarı da çok yanlış anlaşılıyor.

İnsanın sınıfı: tavrı,
Şansı: Aklı ve yetiştirilme şeklidir.

Bol şanslar!

* Sınıflardan arınmış, eskiden kendini şanssız gören ama hayatı tanıdıkça ne kadar da şanslı olduğunu keşfeden Simla…

Belki bir gün anlatırım:)

P.S. Bu yazıdan lütfen Amerika’da master yapanlara karşıyım gibi bir şey anlaşılmasın ve bana uzun uzun serzenişler yapılmasın lütfen:( Ben de master düşünüyorum. Sadece temsili olarak yaşadığım bir örneği anlattım. Tam tersi de olabilirdi.

Sizi seviyorum!

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>