Artık Bırakma Zamanı Geldiyse…

1

Selam,
Şu anda ajansta bunu yazıyor olmam acaba mı dedirtti ama kısa vade de böyle bir planım yok. Uzun vade de ise neden olmasın?
Bilmeyenler için kendimi tanıtayım. Adım Simla, reklam ajansında orta düzey yönetici olarak çalışıyorum, evliyim, çok yeni #mutluyumçünkü adı ile başlayan sosyal platformumuz marka olma yolunda ilerliyor ve işim dışında ki zamanlarımı genelde bloğum ve kendi markamız alıyor.
Kısa bir özgeçmiş arasından sonra konumuza dönelim.
Bir şeyleri bırakmak! Karar vermesi pek zor, yaptıktan sonra biraz sancılı ama özgürlüğü en derinden hissedebildiğin anlar. Bırakmak! İçinde pozitifliği ve negatifliği eşit oranda barındıran başka bir tanım yok sanırım.
Aşkını?
İşini?
Kötü bir alışkanlığını?
Hayallerini?
Evcil hayvanını?
Arkadaşını?
Güzel yemekleri?
Bu listeyi sonsuza kadar uzatabiliriz.
Ben bir şeyleri bırakmayı 2 ana başlıkta değerlendiriyorum.
1- Bıraktığında tekrar başlama şansın olanlar: Bunlar spor, yemek yeme, sigara (başlama şansın olmasa daha iyi ama), alışveriş gibi hayatımızın içindeki daha basit rutinlerdir. Bırakırsın, bir süre bırakırsın ya da sonsuza kadar bırakırsın. Bu tarz durumlarda, bırakıp bırakmama kararın seni derinden etkilemez.

2- Bıraktığında geri dönme şansın olmayan ya da az olanlar: İşte uzun uzun düşündüren, içinde olsam bir türlü, olmasam bir türlü dedirten anlar. Bazen aylarca düşündüğün bazen yıllarca düşündüğün bazen de hep bırakmak isteyip ama asla gerçekleştiremediğin ve her defasında kendine daha çok kızdığın zamanlar.

Bırak malıyım? Bırakmam gerektiğini nasıl anlarım? Ne zaman bıraksam?

Bu tarz soruları sosyal medya ve mail üzerinden çok fazla soruyorsunuz bana.
Cevabım: Bilmem ki…
Ben kendim de ara ara aynı durumdayım. Aynen sizin gibi bazen bırakmak isterim gidemem. Bazen bırakmam gerektiğini bilir gidemem. Bazen bir gün bırak, bir gün bırakma olurum.
Ve günün sonunda hep aynı cevaba ulaşırım.
Kendimi bırakmadığın sürece, geri kalanını bıraksam ne olur? bırakmasam ne olur?
Hani o pek cesaretlendirici bunu yüzlerce kez yazdım bin kez daha yazarım “Secretvar ” kitaplarda bize bırak, bırak, bırak derler ya. Sonra bıraktığının ardından kalakalışını hesap etmeden. Genelde bu kitapları yazanın da bu akımların peşinden gidenin de daha az vazgeçeceği şey vardır da ondan.
O yüzden bugün bu mevzuya biraz daha farklı bakmak istedim.
Günümüz yaşam koşullarındaki realitelere bakarsak, işi gücü bırakamıyorum diye üzülmek yerine sarılmayı, bulunduğun koşulun zorluklarına sahip çıkmayı ve B planlarını da hazırda tutmak için ufak ufak adımlar atmayı dene.
Çok aşık olduğun adamla sorunlar mı var? Bırakmak yerine sorunlara başka açılardan bakmayı dene. Gerçekten bırakman gerekiyorsa bunun için kararsızlık yaşamayacağına eminim!
Çözüm ne bırakmak da ne kalmak da aslında. Dönüştürebilmek bence. Bulunduğun hayatı başka şeylere dönüştürme gücün yoksa eğer, bırakmak mutlu bir son değil, sadece yeni bırakılacak şeylere bir başlangıç olur.

Hani çektim gittim güçlüsü olacağına. Tuttum, aldım, zorluklara geldim ve hayatıma sahip çıkıyorum mutlusu olmayı dene:)

Dönüştürme kafası ne dersen?

Uzun, uzun anlatacağım…

Ve hayat çok zoorrrr tatlım ve çok iyi biliyorum bunu…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>